
Gözlerimi açtığımda her yer karanlıktı, monitörlerden yayılan ışıklar, yankılanan bip sesleri yükseliyordu.
Neredeydim?
En son eşimle odada sohbet ediyordum.
Ne zaman buraya gelmiştim?
Eşim, arkadaşım neredeydi?
Neden her yerime bir şeyler takılıydı?
Burun deliklerim bile nasibini almıştı.
Dışarıdaki hayattan çok uzaktaydım. Bu his, yabancılık hissi, üzerimde ki yorgunluğumdan bile daha ağırdı.
Uyumak için gözlerimi kapattım. Dalamıyordum. Birileri fısıltıyla konuşuyordu. O sırada yoğun ilaç kokusunu yavaşça silen su sesine şampuan kokusu eşlik ediyordu. Çiçeklerin yeni koparılmış gibi yaydığı kokuya benziyordu. Ortamda var olan tüm o ağır kokuyu hafifletiyordu. Başımı sola çevirdiğimde irkildim. Genç bir kadın hareketsiz yatıyordu. İki kişi de onu yıkıyordu. Korktum. Monitörden gelen bip sesleri yerini dit sesiyle değiştirmişti. Okumaya devam et








