
İbrahim Çiftçioğlu
Gömleklerin kalem cebi yok artık. Oysa ben parmakları mürekkep bulaşığı içinde bir çocukluk yaşadım. Anneciğim büyük uğraşlarla üzerime giydirdiği kar beyaz gömlekler mürekkep lekesi oldu diye az dayak yemedim. O birbirinden hınzır, minicik şişelerde heyecanla kullanılmayı bekleyen birbirinden renkli sıvılar da pek yaramazdı hani. Ne kadar dikkat edersem edeyim mutlaka elime koluma, üstüme başıma bulaşırdı. Bulaşan yalnızca mürekkep olmadı belli ki. Damarlarıma dek işledi o renkli sıvının çağrıştırdığı her şey.
Şimdi neredeyse bir asrı devirecek bu kelli felli adamın aynaya yansıyan aksine bakıyorum da yüzündeki derin çizgiler, dökülen saçlarından geriye kalan o geniş parlak kafa ya da pişmaniyeden hallice sakal değil dikkatimi çeken. Gözlerim yüzümden aşağıya doğru kayıyor. Orada bir boşluk var. Göğsümün soluna denk gelen yerde. Hayır, kalbimi kast etmiyorum canım. Hiç öyle duygusal biri olmadım. Kalem cebini diyorum. İnanamıyorum üzerimdeki gömlekte olmadığına.
Gömleklerimi hep kızım seçer alır. Annesinin vefatından sonra bu görevi kendiliğinden üstlendi. Ben gidip de kendime bir gömlek seçmeyi beceremem. Doksan yılı geçkin hayatımda hep kararsız ve ağırkanlı biri oldum. Dile kolay, altmış yıl boyunca karım verdi her türlü kararı. Beni büyük zahmetlerden kurtardı.
Ha ama bakın, rahatlıkla karar verebildiğim bir konu var. Hangi mürekkeple kime ne yazacağımı iyi bilirim. Kalın cam muhafazalarının içinden bana göz kırparlar. Ne amaçla kullanacaksam hiç tereddütsüz uzanır, ellerim titremeden alırım seçtiğimi.
Hiç unutmam. Karıma, o beni henüz tanımıyorken yazdığım mektuplar için koşnil kırmızısı kullanmıştım. İçimi o gencecik, incecik güzel kıza dökerken o can alıcı renkten başkasını düşünemezdim. Damarlarımda coşkuyla akan, kalbimi onu her düşündüğümde doruklarda attıran kanın rengi. Hoş, kısa zaman sonra hayat arkadaşıma dönüşen o canım kızı mektuplarım mı daha çok etkiledi yoksa o mürekkebi ellerimle hazırlamak için oluşturduğum ufak çaplı koşnil böceği çiftliğim mi, hâlâ emin değilim. Karımın evlendikten sonra kurtulduğu ilk şey o çiftlik oldu. Bende ne gam. Zaten o rengi bir daha kimsecikler için kullanacak değildim.
Eski aile dostlarına, meslektaşlara, tanışlara özel günlerde yazdığım kısa notlarda, kartlarda mutlaka indigo kullanırım. Kadim bir boya. Bir bakarsın, damar damar mavinin arasında mor kanar. Görülesi bir manzaradır doğrusu. Dostlardan böylesi mektuplar aldığımda nasıl keyiflenirim, bir bilseniz. Keyiflenirdim demeliyim. Zira yıllar oldu el yazısıyla kaleme alınmış herhangi bir mektup elime geçmeyeli.
Günlük tutarken tercih ettiğim mürekkep de verdigris, bakır yeşili de diyebilirsiniz efendim. Babam zangâr derdi bu mürekkebe. Günlük tutma alışkanlığımı da rahmetli sayesinde kazanmıştım zaten. Yazarken mürekkebin camgöbeği gibi bir rengi olur. Kâğıda dökülen sözcükler, o gece yazmaya karar verdiğim şeyin zihnimdeki duruşu gibi parlak, gök renginde ışıldar. Fakat zaman geçtikçe tıpkı bakır gibi paslanır. Hafızanın eskittiği bir gölge gibi donuklaşıp yosun yeşiline, bazen kahverengiye çalar. Farkında olmadan zamanın rengini kâğıda işlersin. Şimdilerde o kadar çok boş vaktim var ki sık sık birkaç çekmeceyi ve rafı tıka basa dolduran günlüklerimi gözden geçiriyorum. Aile albümüne bakar gibi sayfaları özenle çeviriyor, bazen gülümsüyorum bazen hüzünleniyorum. Taze anılar ışıldıyor, eskilerse yosun tutmuş duvar gibi mat.
Yok, bu gömlek hiç olmadı. Derhal çıkarmalı. Şükran’a da söyleyeyim. Almasın bir daha böyle gömlek. Olmaz olsun. Giyerim ben yıllanmış gömleklerimi. İnsanın ne zaman ne yazacağı belli mi olur. Elimi oraya attığım her sefer parmaklarım boşta kalıyor. Abarttığımı düşünüyorsunuz belki fakat bu yaşta çekilir eziyet değil. Kalemim hep yanımda olmalı, göğsümde varlığını hissettirmeli, değil mi ama. Okumaya devam et
Yitik Ülke’nin Yüz Yüze Öykü Atölyeleri Kadıköy’de Başlıyor
Yitik Ülke Öykü Akşamları, 26 Şubat 2026’da Kadıköy Rexx Kafe’de başlıyor. Yitik Ülke Yayınları’nın kurucusu, yazar-şair Kadir Aydemir editörlüğünde gerçekleşecek olan öykü akşamlarının ilkinde birçok öykücü bir araya gelecek ve kısa öykülerini okuyacak. Etkinlik ücretsiz olarak düzenleniyor ve herkesin katılımına açık. 26 Şubat’taki ilk öykü akşamında; Aslıhan Gökbulut, Bülent Akgezer, Cafer Hergünsel, Esra Ecem Öksüz, Ferhat Uludere, Hasip Bingöl, Kadir Aydemir, Mehmet Barış Terzi, Melih Yıldız, Melike İnci, Mince Ölce, Muazzez Çörtelek, Necati Güngör ve Sibel Dülger gibi isimler yer alacak. Dileyen dinleyiciler sevdikleri bir yazarın öyküsünü ya da kendi yazdıkları kısa öyküleri okuyabilecek. Yitik Ülke Öykü Akşamları, zamanla Ankara ve İzmir gibi şehirlerde de düzenlenecek. Katılım ve detaylı bilgi için instagram üzerinde @yitikulke’ye ulaşılabilir. www.yitikulke.com
Polisiye Edebiyatının Zirve Buluşması: 10. Kara Hafta İstanbul Festivali Başlıyor
